| |
Korsanlarla yaşamak
Korsan kelimesinin, hem eski hem de günümüzdeki anlamı, düşman
veya kendi ulusunun gemilerine saldıran deniz haydudu, deniz
hırsızı.
Mecazi anlamı ise; başkalarının hakkını zor kullanarak alan
kimse. Açık denizlerin acımasız ve yüzyıllardır korku salan
eski korsanları; gemileri ve tekneleri yağmalıyorlar, başkalarının
hakkını zor kullanarak almaya çalışıyorlar, direnenleri öldürüyorlardı.
Vahşet inanılmaz boyutlarda; şehirleri yakıp yıkıyorlar, kan
gövdeyi götürüyor, ölenler yerlerde, canını kurtaranlar kaçacak
delik arıyorlardı. İnsanlar bütün bunları yüzyıllarca yaşadı
ve ileri ülkelerde yüzyıl önce bitti. Şimdilerde ise geçmişte
kalan bu vahşet dolu senaryoları; çizgi veya sinema filmi
yapıp milyarlarca dolar kazanıyorlar. Bununla beraber "Karayip
Korsanları" filmindeki karakterlerin, Uzakdoğu denizlerinde
varlıklarını ve şiddetini halen sürdürmekte olduklarını da
biliyoruz.
HER ALANDA KORSAN VAR
15'inci yüzyıl korsanları ganimeti alıp kaçarlarmış, yakalandıklarında
ölümle cezalandırılacaklarını bildikleri için de ölene kadar
savaşırlarmış. Şimdilerde böyle bir durum yok. Yani kurşuna
dizilmek, zindanlarda çürümek diye bir şey yok. Ülkemizin
üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen bizim korsan
karakterlerinin denize, okyanusa ihtiyacı yok. Basından ve
televizyonlardan takip ettiğimiz kadarıyla karada yaşıyorlar.
Genelde zengin ve kalabalık şehirleri seçiyorlar. Güvenlik
birimlerinin o kadar çok işi var ki; yakalanma riski düşük
olduğu için özellikle İstanbul’u seçiyorlar. Birilerinin emek
verip yaptığını, izinsiz çoğaltarak satanlara, aynı zamanda
beş otomobile aynı plakadan bastırıp taksi olarak rahat, rahat
çalışanlara, kısaca kanunlara karşı gelenlere korsan diyoruz.
O kadar çoklar ki, İstanbul’da kişi başına üç korsan kardeşimiz
düşüyor. Mal ve emek çalan korsanlar, sürekli yakalanır ama
cezası az olduğundan yakalanmaktan korkmaz. Üç gün sonra aynı
korsanlığa kaldığı yerden devam eder, çünkü alt yapısı hazırdır.
İnsanlara zarar vermedikçe üstlerine fazla gidilmez. Göze
batmazsa durum idare edilir. Her zaman da olacaklardır.
HATALAR ZİNCİRİ
Ancak, her olayı korsana bağlarsak vay halimize. Geçen hafta
herkesi yasa boğan otobüs kazasında, çoluk çocuk demeden her
iki aracın sürücüsü ile birlikte tam 33 kişi hayatını kaybetti.
Hepsine ayrı, ayrı rahmet dilerim. Gazete ve televizyonlara
yansıyan görüntü yürekleri parçaladı. Yazık, gerçekten çok
yazık... Hatalar zinciri, kazada ölü sayısının artmasındaki
en önemli etken oldu. Hemen kazanın suçluları aranmaya başlandı.
Kazanın oluş şekli ve nedenlerini araştırmadan suçluyu bulmak
nasıl oluyor anlamıyorum. Sizce böyle bir kazada kaç kişi
suçludur? Çözüm bulamazsak, suçlu bulmak işi çözmüyor.
Bu kaza yol güvenliği adına çok önemli bir işaret. Basında
yer alan açıklamalarda "Korsan Taşımacılık" olarak
adlandırılan bu durum, yol ve yolcu güvenliğini çok yakından
ilgilendirdiği gibi; yolcu taşımacılığı yapan firmaları ve
bir çok bakanlığı daha da ilgilendiriyor. Ve böyle kazalarda
büyük sorumluluk üstleniyorlar. Bu kaza çok iyi teşhis edilmeli.
Suçlu ararsak o kadar çok ki, bir yere varamayız. Çok acil
bir komisyon kurulup, konu en başından ele alınıp, nedenleri
incelenmeli ve önlemleri alınmalıdır. Aksi takdirde çok yazık
olur. Hayatını kaybeden bunca yavruya, annelere ve ailelerine.
Gerçekten çok yazık olur.
|
|